September 3, 2019

January 28, 2019

February 24, 2018

Please reload

Son Paylaşımlar

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Tanıtılan Yazılar

"Çoğunluğa Göre Haksız, Hiçkimseye Göre Haklı"

March 23, 2019

"Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece-gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!" E.E.Cummings

 

Bu yazımı "sesli düşünme" olarak değerlendirebilirsiniz. 

 

Yukarıda paylaştığım video 1980 yapımı Anthony Quinn'in (Çağrı filiminde Hz. Hamza rolündeydi) başrolünü oynadığı "Çöl Aslanı Ömer Muhtar" filminden bir kesit. Tarihsel olarak Ömer Muhtar -bizde Atatürk ve silah arkadaşlarının vermiş olduğu İstiklal Mücadelesi gibi- Libya'daki İtalyan işgaline karşı mücadele etmiş bir liderdir.

 

Yukarıdaki kesitte Ömer Muhtar yakalanmış ve İtalyan generalin huzuruna çıkartılmıştır. İtalyan generalin amacı Ömer Muhtar'ı vermiş olduğu mücadelenin saçma/anlamsız olduğuna inandırmak ve kendisi ile işbirliği yapmasına zorlamaktır. Filimdeki bu kesitin beni etkileyen tarafı, Ömer Muhtar'ın yüzünde yer alan "haklılığının huzurunu ve kendine olan saygısını" yansıtan ifadedir.

 

Gündelik hayatımızda öyle durumlarla karşılaşıyoruz ki, bu durumlara karşı ortaya koyduğumuz tepkiler hakkında doğrudan/dolaylı olarak bazı yorumlara maruz kalıyoruz. Zaman zaman da yazımın başlığındaki gibi çoğunluğa göre haksız, hiçkimseye göre haklı olabiliyoruz.

 

Peki herşey bir yana ben ne istiyorum? Hayata dair nasıl bir duruşum var? Kendimi nereye konumlandırıyorum? Referans noktam "başkaları" mı? Bu ve bunun türevleri sorulara bir şekilde maruz kalıyoruz. 

 

Ve kritik nokta: bu sorulara verdiğimiz cevap ile yukarıdaki alıntı sözde belirttiğim durum ile karşı karşıya kalıyoruz "Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece-gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek". 

 

Tabi, yukarıdaki video kesiti bir savaşı konu alıyor. Elbetteki biz hayatımızda savaşmıyoruz veya işgale karşı durmuyoruz (kimi zaman da maddi-manevi bize savaş açanlarla savaşıyoruz tabi!). Bu örneği vermemin sebebi -bence- marjinal örneklerin bir meseleyi anlatmakta daha zihin açıcı olması (Ara bilgi).

 

"Kendin olarak kalabilmek" ile haklı olmayı yan yana getirdim getirmesine de, kendin olarak kalabilmeyi vurmak, kırmak, empati kurmamak, insanlara rahatsızlık vermek gibi bir şekilde gayet tabi tanımlamıyorum.

 

Tam tersine kendin olarak kalabilmeyi başardığında herşeyden önce kendinin tamamen farkında olursun. Kendinin farkında olduğunda , kendi zayıflıklarınla/defolarınla açık yüreklilikle yüzleşirsin. Bu farkındalık başka insanlarda da bu tarz zayıflıklar/defolar olduğunu sana gösterir. Kendine yapılmasını istemediğin bir hareketi bu sayede başkalarına kolaylıkla yapmazsın. Daha anlamlı/doyumlu bir hayata devam edersin ve bu sendeki kişisel bütünlüğün yayacağı pozitif enerji başka insanlara da domino taşı gibi yansır. Kendine yatırım yapmaya başlarsın. Bir insana karşı bir hata yaptığında, üzdüğünde; tamamen kendi bireysel tercihinle o kişinin kırgınlığını tamir etmeye çalışırsın: daha motive olmuş bir şekilde, daha "kendince"...

 

Ancak gelin görün ki, birçok farklı sebeple E.E.Cummings'in sözünü doğrularcasına içinde bulunduğumuz hayat, kendin olarak kalabilme konusunda seni sindirmek için elinden geleni yapıyor. Mesela çevrenizdeki insanlar doğrudan veya dolaylı, farkında veya değil bu sürecin bir parçası olabiliyor. Bunların nedenleri ne olabilir mesela? İlk aklıma gelenler: İyi niyetli bir şekilde sizi olası kötü sonuçlardan korumak, hayatı boyunca kendisi olarak kalmamış olmanın hissettirdiği kıskançlık hissi veya kurum otoritesini korumak vb sebepler (bu sebepleri artırabilirsiniz, bunlar aklıma gelenler) , sizin kendiniz olarak kalmamanız adına gayretli olabilen sebepler. 

 

Yada kendin olarak kalabilmenin en önemli bedellerinden biri yalnızlıktır. Kendiniz olarak kalmaya vermiş olduğunuz mücadele, çoğu zaman çevrenizdeki insanlar tarafından şahsi algılanır ve ortaya çıkan alınganlık neticesinde yalnızlığa mahkum edilirsiniz (Doğrudan-dolaylı, bilerek veya bilmeyerek). 

 

Ama günün sonunda yastığa başımızı kendin olarak kaldığın (en azından haklı bir mücadele verdiğin) bir şekilde koyduğumuzdaki huzur... Hele birde bu enerjiye/farkındalığa sahip insanlarda hayatının merkezindeyse.... Tadından yenmez :) 

 

Esenlikle kalın!

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Etiketlere Göre Ara
Please reload

Arşiv
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2019 by Mustafa Murat Orhan
Proudly created with
Wix.com